top of page

Farkındalıkla Yeme Ne Değildir?

27 Ağu
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 9 Eyl

Farkındalıkla yeme internette oldukça farklı biçimlerde anlatılabiliyor: “Yavaş yersen kilo verirsin”, “Her lokmayı şu kadar çiğne”, “Aç değilsen kesinlikle yeme” gibi öneriler kolayca bir kurallar listesine dönüşebiliyor. Bazı öneriler belirli kişiler için yararlı olabilir; ancak farkındalıkla yemeyi yeni bir performans ve kontrol sistemi haline getirmek kavramın temel anlamını kaçırabilir.

Bir diyet programı değildir

Farkındalıkla yeme belirli yiyecekleri yasaklayan, herkese aynı porsiyonu öneren veya kilo hedefi belirleyen bir beslenme programı değildir. Tıbbi beslenme planı sunmaz ve beslenme uzmanlığının yerine geçmez.

Amaç “doğru” yiyeceği seçmekten çok, yeme deneyimi sırasında düşünceler, duygular, beden sinyalleri ve alışkanlıklar hakkında daha fazla bilgi edinmektir.

Her öğünü sessiz bir meditasyona dönüştürmek değildir

İnsanlar aileleriyle, arkadaşlarıyla ve iş arkadaşlarıyla yemek yer. Bazen televizyon açıktır, bazen hızlı yemek gerekir, bazen masada uzun sohbetler olur. Farkındalık hayatın bu koşullarını ortadan kaldırmayı gerektirmez.

Bazen ilk lokmanın tadını fark etmek, bazen yemeğin ortasında bedende ne olduğunu kontrol etmek, bazen de otomatik biçimde devam eden bir alışkanlığı bir anlığına görmek yeterli olabilir.

Mükemmel beden sinyali okumak değildir

“Açlığı ve doygunluğu dinlemek” yararlı bir ifade olabilir; ancak bu sinyaller her zaman kristal kadar açık değildir. Kişi bazı günlerde ne kadar aç olduğunu kolaylıkla fark ederken başka bir gün bunu ayırt etmekte zorlanabilir. Bu bir başarısızlık değildir.

Yeme üzerinde daha fazla kontrol kurma yöntemi değildir

Farkındalık bazen “Doğru şekilde farkında olursam artık hiç istemediğim kadar yemem” beklentisine bağlanabilir. Bu yaklaşım farkındalığın üzerine yeni bir performans baskısı ekler. Oysa amaç davranışı zorla düzeltmek değil, deneyimin nasıl gerçekleştiğini daha açık görebilmektir.

Yargılamamak ne anlama gelir?

Yargısız farkındalık, kişinin hiçbir değerlendirme yapmaması ya da her davranıştan memnun olması anlamına gelmez. Daha çok, “Bunu yine yaptım, demek ki iradesizim” gibi hızlı bir kişilik yargısı yerine “Bu davranış hangi koşullarda ortaya çıktı?” sorusuna alan açar.

Farkındalık yeni bir başarı projesine dönüşebilir mi?

Evet. “Her öğünde yüzde yüz farkında olmalıyım”, “Telefonla yemek yememeliyim”, “Tokluk sinyalini kaçırmamalıyım” gibi kurallar kişinin üzerine yeni bir baskı ekleyebilir. Farkındalığın kendisi de esnek olmalıdır.

Psikoterapi ile ilişkisi

Farkındalık bazı psikoterapi yaklaşımlarında yararlı bir araç olabilir; ancak tek başına psikoterapi değildir. Yeme davranışıyla ilişkili yoğun sıkıntı, beden algısı sorunları veya yeme bozukluğu belirtileri varsa profesyonel değerlendirme gerekir.

Farkındalıkla yeme, yeme davranışını kusursuz hale getirmek değil; kişi ile deneyimi arasına biraz daha merak, dikkat ve esneklik ekleyebilmek olarak düşünülebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; bireysel değerlendirme, tanı veya tedavi önerisi yerine geçmez.

Yorumlar


bottom of page